Küçük prensesin elmasları
Kapitalizmin bir üretim tarzı olarak kendini kanıtlama ve yerleşik hale gelme süreci içinde tüm piyasaların aynı hızla olgunlaştıklarını düşünmek yanlış olur. Dokumadan başlayan kapitalistleşme ve piyasalaşma oluşumu esnasında, kendine bir piyasa oluşturmakta en zorlanan alanların başında sanat ürünleri sektörü gelir.
Sanatın, tarihin çok uzunca bir kesri boyunca, siyasal veya dinsel iktidarın şanını görünür hale getirmek üzere ancak ısmarlama ve propaganda amaçlı ürün üretebilen bir yapıda kalması, onun piyasa için, yani önceden belli olmayan alıcılar için üretim yapmasını engellemiştir. Bu durumda sanat, neredeyse 19. yüzyıla kadar sadece sipariş üzerine ürün veren, bu nedenle de koruyuculara (mesen) muhtaç bir alan olarak kalmıştır. Küçük veya büyük, dünyevi veya dinsel her iktidar mutlaka sanat koruyuculuğuna soyunur. İki nedenden ötürü: Demokrasi öncesi bütün siyasal-toplumsal yapılanmalarda iktidarın her şeyi tekeline alma tutkusu ve sanatın iktidarı yüceltme aracı olarak işe yaraması.
Bir sanat eseri piyasası, önce Batı Avrupa'nın görkemli kentlerinde, sonra ABD'de çok yavaş bir şekilde oluşup sanatçılar eserlerini piyasaya yönelik üretmeye başlayıncaya kadar, dünya tarihinin en ünlü sanatçıları da dahil, bu alandaki bütün insanlar birilerine yaslanmak zorunda kalmışlardır.
Siyasal, dinsel veya ekonomik güç odakları ile sanatçılar arasındaki bu zorunlu bağlantılar, çoğu zaman iyi sonuçlar vermiştir. Örneğin Fransa Kralı I. François'nın desteği olmadan bir Leonardo da Vinci veya Esterhazy Kontu olmadan bir Joseph Haydn düşünülemezdi.
Bu bağlamda İspanya Kralı IV. Felipe (1605-1665) de, aslında iktidarının ve ihtişamının pekişmesi için yanına aldığı Diego Rodriguez de Silva y Velazquez'in (1599-1660), 21. yüzyılda dünya resim tarihinin en büyük dahilerinden biri sayılacağını bilemezdi. İspanya Kralı, resim sanatını değil kendi konumunu düşünüyordu.
Habsburg hanedanından gelen IV. Felipe, sadece Velazquez'i değil, dönemin birçok ünlü ressamını da himayesine almış ve dönemin en ünlü resimlerini toplamıştır. Ama 22 Kutsal Roma imparatoru, 6 İspanya kralı, 3 Portekiz kralı, 12 Bohemya kralı, 12 Macaristan kralının yanı sıra sayısız dük, kont, kardinal, piskopos vb. çıkartan bu hanedanın birçok mensubunun sanat eserlerini de tekeline alma gibi bir alışkanlığı bulunmaktaydı. Bu hanedanın diğer bariz bir özelliği de, Avrupa'nın bütün saraylarına sayısız gelin vermiş olmasıydı.
Bu gelinlerden biri de, Kutsal Roma İmparatoru III. Ferdinand von Habsburg'un kızı, Maria Anna von Österreich'dır (l634-1696). Bu hanım, 1649'da daha 15 yaşındayken İspanya Kralı IV. Felipe'ye gelin gitmiş ve krala 5 çocuk vermiştir. Bunların ilki, 1651 yılında doğan Margarita Teresa de Espana'dır. O da tıpkı annesi gibi daha 15 yaşındayken, dayısı imparator I. Leopold von Habsburg'la evlenecek ve 1673'te 21 yaşındayken ölecektir.
Habsburg soyundan, kral kızı ve sonradan imparatoriçe olan bu soylu hanım, aslında bütün ününü, babasının tuttuğu ressam Velazquez'e borçlu olacaktır. Saray ressamı, onun ve krallık ailesi mensuplarının sayısız resmini yapmıştır. Kralın amacı açıktır, kendinin ve ailesinin ihtişamıyla uyruklarını etkilemek ve krallık ailesini ulaşılmaz kılarak iktidarını pekiştirmektir.
Ama bu sanat dışı amaçların paralelinde, gene de dünya resim tarihinin en ünlü tablolarından biri ortaya çıkmıştır. Las Meninas (Nedimeler) adını taşıyan 1656 tarihli bu tabloda, Velazquez, Margarita-Teresa'nın 5 yaşındaki halini resmetmiştir. Ama seyredenin seyredilen haline geldiği ve en önde görünen Margarita-Teresa olmasına rağmen, aslında aynada hayalleri görülen kral ve kraliçenin resminin yapıldığı bu tablo, gizemiyle ve tekniğiyle çok sayıda araştırmaya konu olmuş, Michel Foucault, "Kelimeler ve Şeyler" adlı kitabında, anlam ile gerçek arasındaki ikircikliği incelemeye bu tablonun çözümlemesinden başlamıştır.
Küçük prenses, 15 yaşında evlenirken, nişanlısı (dayısı) imparator tarafından ona takılan elmas, geçenlerde İngiliz kuyumcu Laurence Graff tarafından açık arttırmada 16,4 milyon sterline satın alındı. Gazetelerimiz bunu haber yaptılar. Yeni Şafak, birinci sayfada manşetten verdi ve prensesin 8 yaşındayken Velazquez tarafından yapılan tablosunda göğsünde yer alan mücevheri okla işaret ederek, "o elmas işte bu elmas" dedi. Ama elmas, o elmas değildi, çünkü prenses henüz 8 yaşındaydı ve evlenmesine, dolayısıyla ünlü taşa kavuşmasına daha 7 yıl vardı. Üstelik aynı gazetenin 4. sayfasında yer alan haberin devamında şöyle deniyor: "İspanya Kralı IV. Philip'in kızı Margarita Teresa'nın 1600'lü yılların ortalarında ünlü ressam Velazquez tarafından yapılan resimde de görülen ve prensesin nişanlandığı sırada kendisine çeyiz olarak verilen taş... Öncelikle, Velazquez'in resminde görülen bir elmas değildir. İkincisi, 4. sayfada yer alan resimde gösterilen elmasla, prensesin 8 yaşındayken taktığı pandantif arasında hiçbir benzerlik yoktur. Ve nihayet, prensesin evlendiği tarih 1666'dır. Bunu "1600'lü yılların ortası" olarak kabul etmenin olasılığı da hiç yoktur. Yeni Şafak'ın birinci sayfasında yer alan ve prensesi 8 yaşındayken gösteren resmin tarihi olan 1659'u bile "1600'lerin ortası" olarak kabul etmenin olanağı yoktur.
Gene yeni Şafak'ta yer alan bir habere göre, Moskova'da bir konferans vesilesiyle Doğu Edebiyatı Merkezi'nde bir günlüğüne açılan kitap sergisinde, Osmanlı'da ilk Türkçe matbaayı kuran İbrahim Müteferrika'nın bastığı ilk 17 kitabın 16'sı teşhir edildi. Gazetenin bu habere uygun gördüğü başlık şöyle: "İlk kitabımız Ruslardaymış". İlk kitabının bile nerede olduğunu bilmeyen bir toplumun, İspanya prensesinin elmaslarını karıştırması vakai adiyedir.




















