Duvardaki yatırım
Şık hanımefendiler ve spor kıyafetli beyefendiler soğuk bir pazar günü İstanbul Conrad Oteli'nin salonunda bayrak yarıştırıyordu. Türk resim sanatının öncülerinden Osman Hamdi Bey'in (1842-1910) "Han İçi" adlı yağlıboya tablosu, telefonla bağlanan ve adının açıklanmasını istemeyen bir işadamına 2,2 milyon TL'ye satılınca salondaki 300'e yakın katılımcıdan bir uğultu yükseldi. Portakal Sanat ve Kültürevi tarafından 23 Kasım'da düzenlenen Sonbahar Müzayedesi'nde satılan bu eser Türkiye'de bugüne kadar müzayedede satılan en pahalı ikinci tabloydu (İlki de aynı ressamın 2004'te 5 milyon TL'ye satılan "Kaplumbağa Terbiyecisi" tablosu). Müzayededeki 225 tablo ve hat eserinin neredeyse tamamı muhammen bedellerinin iki, üç kat fiyata alıcı buldu. Ekonomik krize rağmen eser sahibi olmaya çabalayanlar arasında müzeler, koleksiyonerler ve muhafazakâr kesimden alıcılar olduğunu vurgulayan Portakal Sanat ve Kültür Evi'nin sahibi ve müzayedenin yöneticisi Raffi Portakal, "Türkiye'de sanat ciddi bir yatırım aracı haline geldi" diyor.
Serbest piyasanın özendirildiği 1980'lerin ikinci yarısında Türkiye'de gelişmeye başlayan sanat piyasası, şimdilerde çok hareketli. 2000'den sonra özel müze ve galerilerin artması, dünyaca ünlü ressamların eserlerinin Türk sanatseverlerle buluşması ve bankaların sanat kredileri vermesi gibi gelişmeler son 15 yıldır ABD ve Avrupa'da hâkim olan sanata yatırım eğiliminin Türkiye'ye yansıması olarak görülebilir. Dünya sanat piyasalarıyla ilgili değerlendirmeler yapan artprice.com'a göre sığınılacak liman olarak algılanan Batı sanat piyasası 1990'dan beri ilk kez Eylül 2008'den sonra daraldı. Oysa aynı kriz Türk sanat piyasasını bu derece etkilemedi, zira rakamlar iyimser bir tablo çiziyor. Lebriz Veri Bankası'na göre 2007'nin Eylül - Ekim dönemindeki beş müzayedede 477 eser satıldı, 5.7 milyon TL ciro elde edildi. 2008'in aynı dönemindeki dört müzayedede satılan eser sayısı 696, elde edilen ciro 9 milyon TL. 16 - 19 Ekim 2008 arası Contemporary İstanbul Fuarı'nda sergilenen 12.5 milyon dolar değerindeki eserlerden yaklaşık yarısı alıcı buldu. Durumu yorumlayan işadamı, ekonomist, bankacı, ressam, müzayedeci ve galeri sahipleri kriz dönemlerinde sanat eserinin hem düşük riskli bir yatırım aracı hem de maddi ve manevi yoldaş haline dönüştüğü konusunda birleşiyor.
Türkiye'deki sanat piyasasının krize rağmen hâlâ canlı kalmasının başka nedenleri de var. Uzmanlara göre sanat eserine yatırım yapan genç ve eğitimli yeni bir kesimin ortaya çıkmasının yanı sıra kültürel sermayenin yarattığı sarhoşluk ve popülerleşen bir sahnede görünme arzusu bunda etkili oluyor.
İstanbul Modern Sanat Müzesi Ulusal Sergiler Şef Küratörü ve Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi öğretim görevlisi Levent Çalıkoğlu "koleksiyonerlerin sanat eserinin yatırım aracı olduğunu keşfettiğini" söylüyor. Türkiye'de sanat piyasasının canlanmasında İstanbul Modern gibi girişimlerin rolü de önemli. Çalıkoğlu "Burası 2004'te açıldığında müzede yer alan sanatçıların piyasadaki değeri yükseldi. Koleksiyonerseniz müzeleri ayna olarak alıyorsunuz ve koleksiyonunuzu buradaki sanatçılara göre şekillendiriyorsunuz" diyor. Artık müzelerde yer alan sanatçıların önemli bir kısmı için "bu adamın resmi para eder mi" tasası taşınmıyor. 14 yıl bankacılık yaptıktan sonra galericiliğe adım atan sanat ekonomisti Erhan Ersöz, Osman Hamdi Bey'in mütevazı eserlerinden "Han İçi"nin 2,2 milyon TL'ye satılmasını önemli bir gelişme olarak değerlendiriyor. Ersöz "Hisse senedinde ne kadar likidite varsa, sanat piyasasında da o kadar var" diyor "çok önemli bankalar battı. Dünyanın en iyi bankasında dahi paranız güvende değil artık. Hisse senetleri de değer kaybediyor. İnsanlar 'paramın bir kısmıyla da biraz sanat eseri alayım' demeye başladı. Paralarının yüzde 5-15'ini sanat eserine yatırıyorlar."
Bu dönemde sanat eseri satmak ev satmaktan daha kolay olabilir. Sanat eserinin yatırım aracı olarak diğer ekonomik enstrümanlardan güvenilir olduğunu savunanlardan biri de Kanada'nın Montreal kentindeki Quebec Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Prof. Douglas J. Hodgson. Kriz dönemlerinde tablo fiyatlarının diğer yatırım araçlarına göre daha az değer kaybettiğini belirten Hodgson'a göre "Yaşadığımız krizde resim, kuşku uyandırmayacak bir yatırım aracı."
Sanatın kredi notu da iyi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nden Aylin Seçkin ile Zürih'teki İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü'nden Erdal Atukeren'in 2006'da hazırladığı sanat piyasası endeksi de sanatın kârlı bir yatırım olduğunu gösteriyor. 1989-2005 arasında müzayedelerde satılan 1030 eserin satış fiyatları kullanılarak hazırlanan endekse göre resime yapılan yatırımlardan elde edilen getiri,
Enflasyondan arındırılmış olarak yıllık ortalama yüzde 54,9. Bu, reel olarak o dönem için hesaplanan yıllık yüzde 54,3'lük enflasyon oranının biraz üstünde. Aynı dönemde yıllık olarak İstanbul Menkul Kıymetler Borsası yüzde 60,4 getiri sağlarken, banka mevduatı yüzde 57.5, altın yüzde 47.5 ve dolar yüzde 46.1 gelir getirmiş. Bu rakamlara göre Türkiye'de resim, o dönemde altın ve dolardan daha fazla kazandırdı.
Sanat piyasasını hareketlendiren başka bir etken Türkiye'deki zenginlerin görünür olma arzusu. 2000'li yıllarda dolar-Euro paritesindeki kârın ekstra bir para yarattığını belirten Levent Çalıkoğlu, "bu paranın popülerlik peşindeki insanları sanat eserlerine yönelttiğini" söylüyor: "Bir yapıt için karısıyla yarışanlar gördüm." Görünme arzusuyla eser alanlara Galeri Baraz'ın sahibi Yahşi Baraz da dikkat çekiyor. İki dirhem bir çekirdek müzayede izlemeye gidenlerden söz eden Baraz, birçok ülkedeki müzayedelerde büyük işadamlarını profesyonellerin temsil ettiğini belirtiyor. Müzayede firması Antik A.Ş.'nin Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Artam yatırım amaçlı eser toplayan orta gelirli müşterilerinin bulunduğunu, zira her bütçeye uygun sanat eseri olduğunu belirtiyor. Birçok müşterisinin varlıklarının bir bölümünü antika ve tablo olarak yakınlarında bulundurmak istediğini söyleyen Artam, "Kriz sırasında sanat eseri, kâğıt üzerindeki finansal verilerden daha büyük güven hissettirir. Eserlerden alınan keyif de eklenince antika ve sanat piyasasındaki yükselişin nedeni ortaya çıkıyor" diyor.
Kültür sanata yatırım yapan bankaların da bu alanda görünürlük kazanmak istediğinin altını çizen Çalıkoğlu gibi, ressam Temür Köran da şirketlerin sanata sahip çıkarak imajlarını sağlamlaştırdıklarını belirtiyor: "Bir bankada Osman Hamdi ya da İbrahim Çallı tablosu gördüğümde o bankayı sevmeye başlıyorum." Köran'a göre bankalar piyasayı yönlendirerek öne çıkacak sanatçı ve akımları da belirleyip bunu kârlı bir yatırıma çevirebilir.
Zaten bankalar da müze ve sergi açmanın yanı sıra müşterilerine sanat danışmanlığı hizmeti bile veriyor. Bu hizmeti bir adım ileri taşıyan Yapı Kredi Bankası'nın ürünlerinden biri 48 ay vadeli tablo kredisi. Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık Genel Müdür Yardımcısı Veysel Uğurlu, bu hizmetin avantajlarını açıklarken "Otomobil kredisi kullandığınızda aldığınız otomobil zamanla değerini kaybeder. Tablo kredisinde ise ödemeyi tamamlandığınızda aldığınız sanat eserinin fiyatı iki katına çıkmış olabilir" diyor, "tablo kredisi yatırım aracı olarak görülmeli." Sanat eseri kredisi veren başka bir banka, sanata her yıl yaklaşık 15 milyon dolar yatırım yapan Akbank. Kurumun Özel Bankacılık Bölüm Başkanı Banu Gündoğdu sanat piyasasındaki yükselişin reel olduğu kanaatinde. Piyasadaki yükselişi etkileyen unsurlar arz-talep yasası ve bir sanatçıya ait eserlerin piyasada bulunabilir olmasıyla da ilgili. Çünkü bu piyasadaki pek çok kişi Türkiye'de çok az iyi ressam olduğuna inanıyor. "Türk Resim Piyasında Sahtecilik" adlı kitabın yazarı Tuncay Opçin'in saptaması da Gündoğdu'nun görüşlerini destekler nitelikte: "Elinizi salladığınızda bir Osman Hamdi koleksiyonuna çarpmıyorsunuz." Türkiye'de yeni zenginler eser satın almak istedikleri için 10 sene önce rahatlıkla bulunabilen parçalar bugün artık bulunmuyor. Sınırlı sayıdaki esere yönelen talepler de fiyat artışını tetikliyor. Opçin'e göre bu trendin lokomotifi muhafazakâr kesim: "Hat ve tezhip sanatı eserleri eskiden bu kadar prim yapmazken bugün ebru koleksiyonları müzayedelere girmeye başladı. Hatta artık sadece hat müzayedesi düzenleyen firmalar bile var." 2000'lere kadar Türkiye'de müzayedelere bile kabul edilmeyen çağdaş resmin de değeri yükseliyor. Bu akıma katkıda bulunan aktörlerse genç kuşak koleksiyonerler. Sanat Galerisi sahibi ve Rh Sanat Dergisi'nin yayın yönetmeni Tevfik İhtiyar, Türkiye'de çağdaş resmi daha çok 2001 krizinden sonra yetişen genç kuşak koleksiyonerlerin aldığını düşünüyor. İhtiyar, çağdaş resme yatırım yapan kitlenin profilini 30-40 yaş aralığında, bilinçli kesim olarak tanımlıyor.
Bir de dünyaya açılma sancısı var. Ressam Mustafa Horasan beş yıldır daha çağdaş işlerin alınıp satılabildiği bir piyasa oluştuğuna ve yurtdışında eğitim görmüş, genç koleksiyonerlerin arttığına dikkat çekiyor. Ancak Horasan'ın da aralarında bulunduğu bazı ressamlar bu piyasanın ülke sınırları içinde sıkışıp kaldığı ve çağdaş sanat eserlerinin yurtdışında para etmeyeceği görüşünde. Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı Contemporary İstanbul'un Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli ise bu eleştirilere katılmıyor. İngiliz müzayede firması Sotheby's tarafından 2009 Martı'nda Londra'da Türk çağdaş sanatı üzerine müzayede düzenleneceğini hatırlatan Güreli "Yatırımcıların gözü Türk çağdaş sanatçıları üzerinde olacak. Türk sanatçısının değeri ortaya çıkacak. Yurtdışından galeriler İstanbul'da galeri açmaya başlayacak" diyor.
Vergilerse başka bir tartışma konusu. Güreli ile birlikte bu piyasanın başka oyuncularının da dile getirdiği sıkıntı, Türkiye'de sanatın gelişmesinin önünde engel olarak gördükleri, müzayedede satılan eserlere uygulanan yüzde 18'lik Katma Değer Vergisi (KDV). Bu oranın dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile yüzde 7-8'i geçmediğini belirten Güreli, Hollanda ve Belçika'da çağdaş sanatı desteklemek için orta bütçeli insanlara faizsiz iki yıl vadeli kredi verildiğini söylüyor. Böyle bakıldığında Türkiye'deki bankaların verdiği tablo kredileri de orta halli sanatseverleri eser almaya teşvik edebilir. Ünlü ressam Nuri İyem'in (1915-2005) gelini ve Evin Sanat Galerisi'nin sahibi Evin İyem, kredi veren bankaların yeni talepler yaratabileceğinden umutlu: "Belki herkes bir Nuri İyem alamaz ama bütçesi kısıtlı olanlar genç sanatçıların eserlerini satın alabilirler." Sanat eserlerinin yurtdışına oranla Türkiye'de çok ucuz olduğuna dikkat çeken Ersöz'e göre "100 bin TL karşılığı yaşayan bir sanatçının orta büyüklükteki en güzel sanat eserini alabilirsiniz." Bu fiyatlarsa çağdaş sanata gösterilen ilgiyi arttırabilir. Üstelik, sanata yapılan yatırımın sadece finansal değil estetik ve psikolojik getirisi de cabası.
sayı: 12




















