Belki de birazcık kötüdürler
- Diğer Yaşam Haberleri
- Ölümsüzlük de zor
- Uzun bir yaşamda beyin jimnastiği
- İlişkili Haberler
- Girişimci deyince...
- Bulutlu bir mesajınız var
- Telefon kavgası
- Hey internet ahalisi eller yukarı!
- Yol ayrımı
- Korsan paylaşıma savaş
- Çevrimiçi ekonomi laboratuvarı
- Zeki Müren de sizi görecek
- Paralel evren: İnternet
- Wikipedia'yı vandal Türkler bastı
- Google'da Orwell dönemi
- "Buzz" gibi ortamda sıcak muhabbet
- Makinelerin ötesinde
- Yeni hücremize taşınıyoruz
- Beleşin sonu
- Avatar hakları beyannamesi
- Apple'ın beyaz sayfası
- Çin karşısında hiç şansı yok
- Gelecekle savaşamazsınız
- Comcast neden NBC'yi satın aldı?
- Google'la bakalım
- Facebook'ta pahalı oyunlar
- Geleceğe dönüş
- Abartıldığı kadar var
- Apple sendeleyecek mi?
- İnterneti nasıl çökertirsiniz?
- Parazitleri imha etmek
- Televizyonun yeni boyutu
- Sökül paraları
- Siz komik kedicikleri izleyedurun!
- Google'ın Windows'u parçalama girişimi
- Çabuk çabuk yaz
- Bizi 'iTune'lama
- Net'te sürpriz yanıtlar
- Facebook'u pornodan korumak
- Akıl oyunları
- 16 yıldır internetteyiz
- Torrent, artık Facebook üzerinden
- Bedava müzik, üstelik yasal
- Geleceği taramak
- İlaç sektörünün Facebook'u
- Wozniak'la dans
- Sosyal ağlar özel yaşamın sonu mu?
- İngilizlere YouTube'da müzik yok
- Twitter'ın arkasındakiler
- Jurassic Web
- Ben yapmadım, Facebook yaptı!
- Eski kuşak medya karşı atakta
- Pijamaları çıkarmanın vaktidir
- Sosyalleşme savaşı
- İnternetli ilk büyük kriz
- Google olsa ne yapardı?
- MySpace Hastanesi
- Web'in yüzünü değiştiren beşli
- INET-TR 2008'in gündeminde yasaklar ve demokrasi var
- İnternet kapanıyor
- Jerry Yang neden hâlâ görevde?
Bir müzayede nasıl olur hepimiz biliriz. mezatçı bir kürsüden "var mı arttıran" diye sorar, ta ki satılan şey en yüksek teklif verende kalana kadar. Şimdi şöyle bir açık arttırma hayal edin: Mezatçı sizin diğer teklif verenleri görmenize izin vermiyor, fakat size onların bir perdenin arkasında olduğunu söylüyor. Mezatçı diğerlerinin kim olduğunu da söylemiyor; sadece verdikleri fiyat aralıklarını biliyorsunuz. Başka bir numara daha var: En yüksek fiyatı verince kazanacaksınız diye bir şey yok, zira mezatçı bazılarını düşük fiyat önerseler de kazanabildikleri bir sistem yaratmış. Bu hoşunuza gitmeyebilir, fakat yine de katılmak zorundasınız çünkü bu mezatçı piyasanın büyük kısmını kontrol ediyor.
Hayal edin demiştik. Hayal ettiğiniz şey Google'dı. Pek çok kişi Google'ı serbest bir arama motoru bilir, öyledir de. Fakat Google'ın asıl dehası, reklam verenlerin mesajlarının, biri ilgili anahtar kelimeyi girdiğinde ekranda belirmesine göre ödeme fikrini bulmasında. Örneğin bir otel zinciri, "Phoenix'te otel" kelimeleri girildiğinde reklamının çıkması için para ödeyebiliyor. Aramalarda çıkan reklamlar tüm internet reklamı pastasının en büyük kısmını oluşturuyor. Bu alanda aslan payını alan Google öyle bir güce sahip oldu ki işin sonunda bir federal antitröst soruşturmasıyla karşı karşıya bulabilir kendini.
Federaller daha şimdiden etrafı kolaçan etmeye başladı. ABD Adalet Bakanlığı, Google'ın bir süre önce bazı yazarlarla internet üzerinden milyonlarca kitap satmak üzere yaptığı bir anlaşmada başgösterebilecek antitröst meselelerini incelemeye aldı. Federal Ticaret Komisyonu, Google ve Apple'ın iki yönetim kurulu üyesinin aynı kişiler olmasıyla ilgili durumu inceliyor. Bu kişilerden biri Google CEO'su Eric Schmidt. Google geçen yıl Yahoo ile internette arama üzerine bir anlaşma için girişimde bulunduğunda federal müfettişlerin antitröst yasalarına dayanarak Google'ı suçlamanın eşiğine gelmesi Google'ın anlaşma masasını terk etmesine neden oldu. Amansız rakiplerinden Microsoft, müfettişlere Google'ı incelemeleri konusunda baskı yapıyor. Microsoft'un dışarıdan çalıştığı hukuk firmalarından birinin aynı zamanda geçen Şubat'ta Google'ı antitröst yasalarını ihlal ettiği gerekçesiyle mahkemeye veren New York'tan küçük bir firma TradeComet'in de hukuk müşavirliğini yapıyor olması tesadüf olabilir mi? (Bu arada Microsoft bu hukuki ihtilafla hiçbir ilgisinin olmadığını söylüyor.) Son olarak Obama yönetiminde antitröst icrasının başında olan Christine Varney, Bush yönetimine kıyasla bu meselelerde daha katı bir tutum benimseyeceklerini açıkladı. Geçen yaz bir konferansta konuşan Varney, Google'ın internet reklamcılığında bir monopol haline gelmesine karşı duyulan kuşkuları dile getirmişti.
Peki tüm bu patırtının nedeni ne? E-Marketer'ın araştırmasına göre ABD'de yapılan tüm internet aramalarının üçte ikisi Google'da oluyor; en yakın iki rakibi Yahoo ve Microsoft pastadan sırasıyla yüzde 20 ve 8'lik dilimler alıyor. Internet üzerinden ürünlerinizi satmayı ümit ediyorsanız, öyle veya böyle Google üzerinden reklam vermek zorundasınız. Aramalarda en üstünde çıkmak istiyorsanız diğer reklam verenlerden daha fazla ödemelisiniz. Google size sadece diğerlerinin ödemek istedikleri rakamların alt ve üst sınırını söylüyor. Ayrıca Google her reklam verene, verdiği reklamın ilgili olma durumuna bakarak bir "kalite puanı" veriyor. Reklamınızın ilgili olduğu kanaatine varırsa, belirli bir anahtar kelime için, daha az ilgili görünen bir reklam verenden daha az para ödüyorsunuz. Google'a göre buradaki temel fikir, spam'cilerin anahtar kelime yarışını kazanmalarını engellemek ve kullanıcıları junk (çöp) web sitelerinden korumak. (Yahoo ve Microsoft da kalite puanları veriyor. Tek fark Google'ın piyasada daha fazla nüfuz sahibi olması.) Google, kalite puanı verme formüllerini açıklamayacağını, aksi halde bunun spam'cilerin sistemi çözmesine neden olabileceğine inandığını söylüyor. Ama kim bilir? Siz de sistemden dışlanabilirsiniz. Burdan bir kuruş, şurdan bir kuruş derken Google milyonlar kazanıyor.
Tabii Google "Aman kötü olmayalım" tarzı bir şirket ve tamamen iyi niyetlerle hareket ettiğine yemin ediyor. "Büyüdükçe ve daha başarılı oldukça insanların kafasında daha çok soru soru işareti oluşacağının ve hakkımızda daha çok inceleme başlatılacağının farkındayız," diyor Google sözcüsü Adam Kovaçeviç. "Fakat anlatacak iyi bir hikâyemiz olduğunu düşünüyoruz; örneğin internette rekabeti teşvik etmek için birçok şey yaptık."
Google elindeki gücü kötüye kullandı mı kimse bilmiyor, fakat geçen yıl 22 milyar dolar gelir, 4.2 milyar dolar da net kâr elde etti. Sadece başarı, gücü kötüye kullanmanın bir göstergesi değil elbet. Ancak tarihsel olarak baktığımızda, teknoloji şirketlerinin başlarını belaya sokmalarının en kesin yolu bu. Aslında bu geçiş ayini gibi bir şey. IBM, 1970'lerde 13 yıl süren bir antitröst davasıyla uğraşmıştı; on sene önce de sıra Microsoft'taydı. Avrupalı müfettişler Mayıs'ta Intel'in, rakibi AMD'nin pazar payını arttırmasını engellemek amacıyla gücünü kötüye kullandığı gerekçesiyle şirkete 1,45 milyar dolar ceza kesti.
Aslında Google'a karşı bir antitröst davası açmak çok zor. Zira Google'ın işi, ardında yatan fikir ne kadar basit olsa da, uygulamada muazzam karmaşık. Anahtar kelimelerin değeri sürekli değişiyor. Sistem, gezegenimizdeki en güçlü bilgisayar merkezinden yönetiliyor, programları dünyanın en parlak programcıları yazıyor. Bütün bunların sırrını kim çözebilir ki? Aslında Google'ın karmaşık yapısı aynı zamanda en iyi savunması olabilir. Google, müfettişlerin içine nüfuz etmesi imkânsız dev bir dikenli çalı gibi. Tüm bunların tepesinde de bulmacaya benzer antitröst yasası meselesi duruyor. Google'a karşı açılacak bir dava, Microsoft örneğinde olduğu gibi yıllarca sürebilir.
Tekrar edelim, dünya üzerindeki en güçlü teknoloji şirketine böyle bir dava açmanın güçlüğü başlıbaşına teşvik edici olabilir. Bu öyle baştan çıkarıcı bir teşvik ki, tekellerle mücadele eden federaller bu durum karşısında bir şey yapmadan duramaz.
sayı: 33




















