Çin'in silikon tavanı
- Diğer Dünya Haberleri
- Kolombiya: Güneyin yeni yıldızı
- Sürgün kuşağı
- İlişkili Haberler
- Yeşili tercih etmek
- Gurur(umsu bir şey) duymak
- Fanustaki Wall Street
- Çin karşısında hiç şansı yok
- Kurtulun bu ruh halinden!
- Yerele rağbet
- Ekonomik panik atak
- Ormanın kuralları
- İnternet için yeni bir iş modeli
- Riskli iş
- Sincan'da ölü sayısı artıyor
- Basının kötüsü (olur mu?)
- Çin'in "Yeşil Baraj"ı sorunlu
- Anti-porno yazılım zorunluluğu
- Bankacılar ekonomistlere karşı
- Belki de bahar gelmiştir
- Finansta dil cambazlığının tehlikeleri
- Artık tasarrufu bırakın!
- Daha fazla kötü habere hazır mısınız?
- Şaşkın Davos adamı
- Bush'a kimse iş verir mi?
- 2010 miti nasıl üretildi?
Google-Çin karşılaşması 21. yüzyılın ilk on yılının belki de en nüfuzlu güç odaklarının çatışmasını simgeliyor. Çin gibi Google da donanımı, verimli kapasitesi ve mühendislikteki beyin gücü sayesinde pek çok önemli pazarda rekabet koşullarını değiştirdi. Google, dev cüssesini e-posta, GPS, akıllı telefonlar, işletim sistemleri ve netbook'lar gibi yeni sektörlere doğru yönlendirip ortalığı yıkıyor, rekabetten hiç kaçınmıyor, kârları silip süpürüyor ve rakiplerinin cesaretini kırıyor.
Ancak şimdi dünyanın en hızlı büyüyen şirketlerinden biri dünyanın en hızlı büyüyen pazarlarının birinden elini çekmek zorunda kalabileceği yönünde bir tehditle karşı karşıya. Bu hamle Google'ın geleceği hakkında pek çok sorunun ortaya atılmasına yol açıyor. Ama geleceğe dair en büyük soru Çin hakkında. Çin özgür olmadan zengin olabilir mi?
Tarih bunu başaramayacağını söylüyor. Geçen binyılın ortalarında teknoloji açısından Avrupa'dan daha ileri durumda olan Çin, yakın bir zamana kadar unutulmuş gitmişti. Harvard Üniversitesi'nden David Landes başta olmak üzere tarihçiler, keyfi otoritenin yavaşça erozyona uğramasının (sırasıyla Reform hareketi, Aydınlanma, hak arayışlarının yükselmesi, anayasalar ve demokrasi) kapitalist devrimi ateşlediğine dair inandırıcı bir çalışma ortaya koydular. Gelişmiş ülkeler son birkaç yüzyılda ekonomik açıdan demokratik ticari imparatorluklar (18 ve 19'uncu yüzyıllarda İngiltere, 20'inci yüzyılda ABD) tarafından yönlendirildi. Hür düşünce olmadan serbest pazar olmuyor veya tam tersi. Bilgi akışını denetim altına almaya çalışırken ekonomik açıdan büyümeye çalışmak kaybetmeye mahkûm bir iddia. Bu tür rejimler ya büyümeyi beceremiyor ve çöküyor (Sovyet bloğu gibi) ya da Şili'deki gibi ekonomik liberalizm yanlısı güçler nihayetinde siyasi liberalizme yol açıyor.
Çin geçen 30 yılda, yeni ve tersine bir model test ediyor: Bireysel özgürlükler üzerine katı sınırlamalar koyarken aşırı bir hızla ekonomik kalkınmayı sağlamak. Komünist Parti ulusunu 21'inci yüzyıla zorla sokuyor. Manyetik hızlı trenleri, ışıldayan havaalanları, modern gökdelenlerle donanım gerçekten etkileyici. Çin dünyanın en büyük araba pazarı olarak ABD'nin yerini aldığı gibi uzun zamandır rakip olduğu Japonya'dan dünyanın en büyük ikinci ekonomisi unvanını devralmak üzere. Bu büyüme gözünü Doğu'ya çevirmeye karar veren Amerikan şirketlerini de cezbetti ve onları ister istemez bir dizi tavize zorladı. Amerikan şirketleri Çinliler'le ortaklıklar kurmayı kabul etti ve (Avustralyalı madencilik devi Rio Tinto'nun başına geldiği gibi) devletin önemli bir yöneticisini tutuklayıp hapse tıkabildiği bir ticari kültürde pazarlık edebilmeyi öğrendiler. Fortune 500 listesinde yer alan dünyanın en büyük şirketleri, siyasi özgürlüklerin olmayışını görmezden geldi veya durumu kabul etmek zorunda kaldı. Neticede General Motors veya KFC mal satıyor, ilke değil. Çin'de bulunmak zorundalar çünkü hareket orada. Çin Dışişleri Bakanlığı Kuzey Amerika İşleri Dairesi Genel Müdürü Zheng Zeguang, "Çin pazarına gelmezseniz başka ülkeler gelecektir" demişti mesela.
Google bu yüzden geldi. Geçen yaz Google reklâmları her yerdeydi. Ancak Google Çin'de başarılı olan diğer Amerikan şirketleri gibi değil. Onun sattığı şey, bilgiye erişim. Şirketin iş modeli insanların birbirleriyle özgürce bağlanmasını, insanların internette özgürce gezinmesini ve kendini ifade etmesini gerektiriyor. Bu yüzden Çin'de işleri, medya şirketleri ve yeni ekonominin yarattığı diğer şirketler kadar iyi gitmedi. Çin arama motoru pazarında yerli arama motoru Baidu'nun yüzde 62.2 payına karşın Google sadece yüzde 14.1 paya sahip. Sloganı 'kötü olma' olan Google için en kötüsü Guangzhou'da iş yapmanın, kendi misyonuna aykırı faaliyetlere suç ortaklığı yapmakla aynı anlama gelmesi. "Superfusion: How China and Amerika Become One Economy" (Büyük Birleşme: Çin ve Amerikan Ekonomileri Nasıl Yekvücut Oldu) kitabının yazarı Zachary Karabell "Fiili olarak devletin bilgiyi kontrol etme araçlarından biri olma yolunda ne kadar alçalabilirsin" diye soruyor.
Google gibi, Çin de mühendisler tarafından yönetiliyor. Ancak Çinli liderler toplum mühendisi olarak eğitilmiş. Google'ın yazılım mühendisleri demokrasiye uygun bir algoritma tasarlayarak milyarder oldu. Çin'in toplum mühendisleri süreci kendilerine yonttu. Demokratik eğilimleri kontrol altında tuttukları için ülkenin zenginleştiğine kesinlikle inanıyorlar. Geçen Kasım ayında iki haftalığına Çin'deydim, batılılaşmış elitlerin şu anda neden demokratikleşmenin zamanı olmadığını akla yakın hale getirmek için her türlü çabayı sarfettiklerine şahit oldum. Temel savları şu: Üç milyar insanın, 56 etnik grubun ve kalkınmanın dengesiz yaşandığı ülkede, serbest seçimlerin, sivil toplumun, politik örgütlenmenin desteklenmesi kargaşaya neden olur ve büyümeyi engeller. Üst düzey bir bürokrat Güney Kore, Tayvan ve Endonezya'daki büyüme oranlarının bu ülkeler demokratikleştikçe düştüğüne işaret etti. Beijing'deki Tsing-hua Üniversitesi ABD-Çin İlişkileri Merkezi'nden Zhe Sun ise "Gelişme ve verimlilik üzerinde durduğunuzda demokratik sistemle ilgili bir sorununuz oluşur" diyor. Meşruluğunu ekonomik kalkınmaya bağlayan bir rejim için bu tür gecikmelere müsamaha edilemez.
Evet, Şanghay New York'a benziyor. Ancak aynı tüketim kültürünü paylaşıyorlar diye Amerika ve Çin'in aynı politik kültürü de benimsediklerini sanmayın. Soğuk bir Kasım günü Tiananmen Meydanı'nda dururken, rehberime döndüm ve "Burada bir şey vardı gerçekten, 20 yıl önce burada ne olmuştu" diye sordum. "Evet" diye cevap verdi oldukça akıcı İngilizcesiyle. "O teröristler gerçekten çok asker öldürdü."
Çin'de piyasa güçleri hüküm sürüyor fakat direksiyon kesinlikle hükümetin elinde ve ayakları hem gaz hem frende. Özellikle internette arama gibi bilgi yoğun sektörlerde frene basmaya hazır. Fortune 500 listesine giren şirketlerin yatırımlarına ev sahipliği yapıyor, ama aynı zamanda dünyanın teknolojik olarak en gelişmiş şirketine yönelik büyük çaplı siber saldırılara girişiyor. Çin, dünyayı resesyona sokan krizle birlikte, kendi modelinin doğruluğuna daha fazla güvenmeye başladı. Kasım'da, Çin Enformasyon Devlet Konseyi Başkanı Qian Xiacogian ile buluştum. "Çin hükümetinin, interneti kontrol ettiğini söylemek abartılı olur" dedi. (Buluşmanın ardından dizüstü bilgisayarımı çalıştırdım ve Twitter'a, Facebook'a ve Andrew Sullivan'ın blog'una erişimim engellendi.) Qian insanların internette yapamayacakları şeyleri sayıp döktü: "Çevrimiçi pornografi, ırk ayrımını teşvik, Çin Anayasası'nı ihlâl ve devlet düzenini bozmak." Fakat bu kurallar, keyfi, muğlâk ve değişebilir.
Qian etkileyici rakamlar ortaya koydu. Çin'de Haziran 2009 itibarıyla 338 milyon internet kullanıcısı, 700 milyon mobil telefon abonesi ve 180 milyon blog var. Bu kullanıcı sayısı, Google olsun veya olmasın, internette iş yapabilmek için kesinlikle yeterli. Çin, Google ve ülkede daha sonraları faaliyet gösterecek Google gibi firmaların özgürce hareket etmesine izin vermeden büyümesini sürdürebilir mi? Şimdiye kadar bunu yapabildi. Fakat bu hikâyede ikaz niteliğinde bir iki unsur var.
İlki; Çin'in, zengin ülkeler arasında sayılması için önündeki yol çok uzun. Bazı Çin sempatizanı analistler, bu ülkedeki toplumsal gelişimin Amerikan standartlarıyla ölçülmesini çok adil bulmadıklarını söylüyor. ABD, 1900'de, 30 yıllık sanayileşme ve şehirleşme sürecinin ardından, Çin'in şu andaki ekonomik görüntüsüne sahipti. Yani kişi başına gelir 5 bin ve işgücünün yüzde 40'ı tarım sektöründe istihdam ediliyordu. O dönemde ABD'de Senato doğrudan halk tarafından seçilmiyordu, kadınların oy hakkı yoktu, Güney'de ırk ayrımı hüküm sürüyordu.
İkincisi; Çin'in inanılmaz bir şekilde gelişmesinin en büyük nedeni sanayi üretimine katılan köylüler. Şanghay'daki Standard Chartered Bank'ta baş ekonomist olan Stephen Green, gelecekte istihdamda büyümenin anahtarı hizmet sektörü olacak diyor. Fakat hizmet sektörünün en büyük bileşenleri olan, finansal hizmetler, eğlence ve medya sıkı devlet kontrolünde. Daha ileri adımlar atıldığında, hizmetlere dayanan ekonominin iletişime ve ifade özgürlüğüne getirilen kısıtlamalarla daha başarılı olması çok güçleşecek. Çin, temel bir paradoksla karşı karşıya diyor Eurasia Group analisti Damien Ma. "Mevcut siyasi istikrarı korumaları için oldukça kapalı bir bilgi akışı gerekiyor fakat bu yapıldığında teknolojik gelişmenin önü kesiliyor."
İşin pürüzü bu. Herhangi bir politik sistemde mükemmel donanım üretilebilir. Google'ın eş kurucusu Sergey Brin 1973'te Rusya'da doğduğunda, bu ülke Sovyetler Birliği tarafından yönetiliyordu ve Sovyetler Birliği nükleer silahlar ve uydular yapabiliyordu. Benzer şekilde, Çin gerçekten etkileyici donanımlara imza attı: Yangtze Nehri'nin üzerinde şu anda 67 kadar köprü var; çok hızlı bir süper bilgisayar tamamen Çin'de üretilen parçaların biraraya getirilmesiyle oluşturuldu; hızlı trenler üretildi. Ancak 21'inci yüzyılda bir ülkenin gelişmesi için büyük yazılımlara ihtiyacı var. Bu da sadece mal değil, bilgi akışına da imkân sağlayan bir kültürü gerekli kılıyor.
sayı: 65




















