Çin karşısında hiç şansı yok
- Diğer Dünya Haberleri
- Kolombiya: Güneyin yeni yıldızı
- Sürgün kuşağı
- İlişkili Haberler
- Telefon kavgası
- Hey internet ahalisi eller yukarı!
Acı gerçek şu ki, Batılı gözlemcilerin çoğu son 30 yıldır Çin hakkında yanıldı. Bu kesimler, Çin'in ekonomik büyümesinin abartıldığını, büyük bir krizin eli kulağında olduğunu, devlet denetiminin yavaş yavaş yok olacağını ve başta internet olmak üzere küresel medyanın Komünist Parti'nin otoritesini sürekli aşındıracağını iddia ediyordu. Çin'e ilişkin öngörülerin bu derece başarısız olmasının nedenlerinden biri, Batılılar'ın Çin'i açıklamaya çalışırken sürekli kendi modelleri ve deneyimlerine başvurmasıydı. Ve bu yöntem yanlıştı. Çin'i, Batı tarzı bir ulus olarak kavramaya çalışmak yerine, kendi koşulları içinde yorumlayana kadar bu yanlışlık devam edecek.
Google ile yaşanan sorunlar bize Çin'in ne olduğu ve ne olacağına dair fazlasıyla bilgi veriyor. Batı'da internet, hükümet engellemesi olmadan ve giderek küreselleşen düşünce ve bilginin özgürce el değiştirmesinin en yalın ifadesi olarak görülüyor. Oysa Çin hükümeti bize, internetin gayet başarılı bir şekilde filtrelenerek, denetlenebileceğini kanıtladı. Google'ın, "dünyadaki mevcut bilgilerin düzenlenerek, evrensel erişime ve kullanıma açılması" misyonu, Çinli yöneticilerin asırlardır süregelmiş denetim ihtiyacı ve sorumluluğu varsayımıyla çatışıyor. Bu savaşta ancak tek bir kazanan olabilir: Çin. Google, ya Çin'in yaptırımlarına boyun eğecek ya da uzun vadeli dünya hedefleri açısından çok ciddi sonuçlarını göze alarak, dünyanın en büyük internet piyasasından çekilecek. Bu çağımızın bir metaforu: Amerika'nın en dinamik şirketi, (konu bilginin özgür ve açık paylaşımı olsa bile) Çin ile baş edip, kazanamayacak.
Daha da ötesi, Çin bir pazar ve oyuncu olarak daha da önemli hale geldikçe, Çin'deki internetin başına gelecekler küresel internet erişimini de derinden etkileyecek. Amerika'ın geleceğe ilişkin yaklaşımını yansıtan bir örnek olarak Google'ın serbest ve açık internet modelinin dünyada hüküm sürmeyeceği ve süremeyeceği daha şimdiden belli. Çin, interneti gözetim ve denetim altında tutulmaya, filtrelemeye, siteleri yasaklamaya, kurallara uymayan arama motorlarını dışlamaya ve hassas anahtar kelimelere izin vermemeye devam edecek. Bazıları da Çin'in izinden gidecek, halihazırda gidiyor da. İnternet, bırakın birleşik büyük bir küresel alan olmayı, parçalı ve bölünmüş olacak. Bir başka Batı ideali daha böylece başarısız olacak. Bu durum serbest bilgi akışının sonu anlamına gelmeyeceği gibi (İnternet, tüm kontrollere karşın Çinli vatandaşlara sağlanan bilgi miktarı ve kalitesini dönüştürdü), bu, Batı'dan ziyade Çin'in koşullarına göre gerçekleşecek.
Geleceği anlamak istiyorsak, meseleyi en başından ele almalıyız. (Her geçen gün daha da açık ve net olarak gördüğümüz üzere) Çin dünyanın en büyük ekonomisi olma yolunda ve zamanla ABD'yi açık ara geride bırakabilir. Bu süreç, güçler dengesini hiç acımadan Çin'in lehine çevirecektir. Bir zamanlar bir şirket açısından nasıl ki Amerikan pazarında büyük pay sahibi olmak küresel oyuncu olmanın önkoşulu idiyse, şimdi bu giderek Çin pazarı için bir önkoşula dönüşecek. Fakat bu kez büyük pay derken çok büyük boyutlardan bahsediyoruz, çünkü Çin'in nüfusu ABD'nin dört katı. Ayrıca, Çin'in giderek yayılan ekonomik nüfuzu, bu ülkenin küresel otorite kazanma zevkine ulaşması anlamına da geliyor. Google'la bile kapışabilecek ve zafer kazanacağından emin olabilecek durumda.
Çin'in bizim gibi işlemediği ya da düşünmediği, Batı'dan çok farklı olduğu gerçeğiyle yüzleşmek düşünülenden zor görünüyor. Bunun tipik bir örneği Batı'nın Çin devletinin gücünü anlamaktaki başarısızlığı. Çin devleti gücünü yitirmesine ilişkin tüm öngörüleri boşa çıkarıyor, devlet Çinliler'in hayatlarının her alanında varlığını sürdürüyor, büyük şirketlerin çoğunu elinde tutuyor ve ABD'nin küresel medya güçlerinin etkinliğini dengeleyecek yeni yöntemler bulabilme becerisi var. Tipik olarak Batılı gözlemciler Çin hükümetinin her yere sızmasını paranoya ile açıklıyor (böylesine büyük ve çeşitlilik arz eden bir ülkede iktidarlar her zaman istikrarsızlığı tehlike olarak görmüştür), oysa devletin Çin toplumunda böylesine üst düzey konumunu korumasının arkasında başka nedenler yatıyor.
Çinliler nezdinde devlet Batı'da ve özellikle de ABD'de olduğu gibi, yabancı bir varlık değil, toplumun somut bir örneği ve koruyucusu olarak görülüyor. Hatta, ailenin reisi gibi, içerden biri olarak algılanıyor. Bu sıradışı bir varsayım olarak nitelendirilebilir, ancak Çin devleti kendi halkı arasında, Batılı ülkelerden çok daha fazla meşruiyete sahip. Bunun nedeni de Çin tarihinin derinliklerinde. Çin kendisini (yalnız son yüzyıl için geçerli olsa da) bir ulus-devlet olarak tanımlayabilir, ancak işin özünde en az iki bin yıllık geçmişe dayanan bir medeniyet-devleti. Çin medeniyetinin birliğini sağlamak en birincil siyasi öncelik ve devlet tarafından kutsal bir görev olarak görülür. Dolayısıyla da Batı'da, devletin bu özgün rolüne benzer bir örnek yok.
Çin'in modernliği Batı modernliğine benzemeyecek. Çin'in egemen olduğu bir dünya da bilinen dünyaya benzemeyecek. Gelişmiş dünyada bundan doğacak sonuçlardan biri daha şimdiden göze çarpıyor: Devlet yeniden moda oldu. Washington merkezli kuruluşların fikirlerini ve ekonomik politika programlarını yansıtan John Williamson'ın deyimiyle Washington Uzlaşması ise gölgede kaldı. Bu yeni dünyada Çin usulü düşünme (devletten, aile ve ebeveynlik kavramlarına kadar uzanan Konfüçyüs değerleri) artarak daha da etkili olacak. Google'ın kaderi, dünyanın geleceğinin ne olacağına dair de bir işaret ve Çin tarafından yönetilen bir dünyanın doğasına saygı duymaya ne kadar erken başlarsak bu meseleyle o kadar iyi baş edebiliriz.
(Jacques, When China Rules the World: The End of the Western World and the Birth of a New Global Order kitabının yazarıdır.)
sayı: 66




















