Ankara'nın kalbi Kızılay'daki Türk-İş Genel Merkez binasının bulunduğu sokağa kurdukları derme çatma naylon çadırlarda, başkentin ayazından korunmaya çalışıyor Tekel işçileri. Kimi zaman sloganların atıldığı çadırlarda ancak etrafını ısıtabilen sobaların çevresinde sohbetler ediliyor. Bursa'dan, Hatay'dan, Diyarbakır'dan, Türkiye'nin dört bir yanından gelen işçilerin çadırlarının bulunduğu sokak aslında hükümetin "Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi" için mükemmel bir örnek olabilir. Tabii, iki aydır sürdürdükleri direnişleri bizzat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından "ideolojik" ve "çetelere hizmet eden" olarak nitelenmeseydi.
Bu açıklamalar işçilerin pek çoğunda hayal kırıklığına, hatta isyana yol açmış görünüyor. Bir zamanlar Recep Tayyip Erdoğan'a hayranlığından oğluna Recep adını veren 16 yıllık Tekel işçisi Eyüp Dere bu işçilerden biri. Geçen hafta üç gün açlık grevi yapan Dere, Başbakan Erdoğan hakkında artık "Benim gözümde sıfıra indi. Göründüğü gibi değilmiş" diyor.
Tekel işçilerinin bağlı olduğu Tek-Gıda İş Sendikası'nın başkanı Mustafa Türkel, Başbakan'ın eylemde marjinal grupların yer aldığı şeklindeki yakıştırmasına itiraz ediyor: "Başbakan'ın bahsettiği o kişiler arkadaşlarımızın çoraplarını, gömleklerini yıkıyor, sabaha kadar bize çay veriyor; onlar bizim kardeşlerimiz." Türkel sorunun çözümü için, özlük haklarının korunması kaydıyla, kendilerine 4-C'de önerilen 800-900 liralık ücret üzerinde oturup konuşmaya da hazır olduklarını belirtiyor.
Ama bu ideoloji meselesi yalnız Başbakan'ın kafasını kurcalamıyor. Türk-İş Başkanı Mustafa Kutlu, geçen çarşamba eylem alanında bir çadırı ziyaretinde kadın işçilere "İdeolojik davrandığınızı, politika yaptığınızı görsek, haksız olduğunuza inansak, hükümetin yaptığı doğru deriz, size de evinize gitmenizi söyleriz" dedi.
Siyaset yapmadan bir işçi eyleminin nasıl gerçekleştirilebileceği ise muamma. Meslek örgütleri ve sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerinin, doğası gereği siyaset alanına ait olduğunu söyleyen ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. İhsan Dağı, Türk-İş Başkanı'nın tavrını yadırgadığını belirtip ekliyor: "Yaptıkları bal gibi siyasal bir eylemdir ve siyasal bir eylem olmasının da gayri meşru, gayriahlâki bir yönü yoktur. Sendikalları siyasi pozisyon almamaya zorlarsak, aslında siyasetin alanını da daraltmış oluruz."
sayı:
68