Uyuyan dev uyanıyor

Son veriler 2010'un sanıldığından daha zor geçeceğini gösterdi.

Geçen hafta açıklanan iki önemli rakam Türkiye ekonomisinin 2010 yılı görünümünü ve piyasa beklentilerini değiştirebilir. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre işsiz sayısı 860 bin kişi arttı ve 2009'da işsizlik oranı yüzde 14'e çıktı. Bu rakamın şoku geçmeden Şubat ayı enflasyonu geldi. Tahminleri aşan bir oranla yıllık enflasyon Şubat'ta tüketici fiyatlarında yüzde 10.13, üretici fiyatlarındaysa yüzde 6,82 arttı.

İki rakamın ortak noktası arzu edilir seviyelere bir daha kolay kolay dönemeyecek olması. Özellikle işsizlik küresel krizle birlikte Türkiye'de çözümü daha zor bir sorun haline geldi. 2009'da işsiz sayısı 3 milyon 471 bin kişi oldu. Tarım dışı işsizlik yüzde 17,4 ve genç işsizliği ise yüzde 25,3. Yani Türkiye'deki dört gençten biri işsiz. Bu tablonun gösterdiğinden daha vahim bir durum var. O da gerçek işsizliğin, tüm korkunçluğuna rağmen açıklanan işsizlik rakamından daha yüksek olması. Konuyla ilgilenen herkes farkında ki Türkiye'de gerçek işsizlik oranı yüzde 20'lerin üzerinde. Açıklanan resmi rakamların gerçeğinden daha düşük olmasının nedenleriyse işsizlik kavramının tanımıyla ilgili.

70,5 milyon nüfusa sahip Türkiye'de toplam işgücü 24 milyon 748 bin ve toplam istihdam da 21 milyon 277 bin kişi olarak hesap ediliyor. Türkiye istihdam piyasasının kronik sorunlarından biri tam da burası. Yıllardan beri istihdam edilenlerin sayısı 20 milyon civarında gidip gelirken, işgücüne dahil olmayanların sayısı sürekli artıyor. İşsizlik oranını, işsiz sayısını işgücüne bölerek hesapladığımız için gerçeğinden daha düşük bir orana ulaşıyoruz. Bunun bir nedeni de uzun zaman iş arayıp bulamadığı için iş aramaktan vazgeçenlerin işsiz kabul edilmemesi. Bu yaklaşımın yanında tarım kesiminde aynı işletmede ücretsiz aile işçisi olarak çalışanlar da istihdam içinde kabul ediliyor. İstihdam piyasaları ve çalışma ekonomisi alanlarında uzman, Namık Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Alpay Hekimler "Bir problemi çözmek istiyorsak önce o problemi doğru tanımlamalıyız. Bu nedenle işsizliğin gerçek seviyesinin yüzde 14 değil, bunun çok daha üzerinde olduğunu kabul etmemiz lazım" diyor.

İşsizliğe dair karamsarlığı arttıran başka bir unsur ise küresel kriz sonrası dünya konjonktürünün geçirdiği dönüşüm. Bundan böyle firmalar uluslararası piyasalarda rekabet edebilir hale gelmek için yüksek katma değerli, ileri teknoloji alanlarına yönelmek zorunda ve bu da sermaye yoğun yatırımlar gerektiriyor. Oysa Türkiye'nin derin işsizlik sorunu istihdam arttırıcı emek yoğun yatırımlara da ihtiyaç duyuyor. Hekimler'e göre bu çelişkinin aşılabilmesi için en başta "sosyal güvenlik primlerinin Hazine tarafından desteklenmesi veya vergi oranlarının düşürülmesi gerekiyor." İstihdamı arttırmak için devletin devreye girmesinden başka bir olanak yok gibi görünüyor.

Enflasyondaki beklenmedik artış ise 2010'a ait beklentileri tümden değiştirdi. Merkez Bankası (MB) önceki raporlarında enflasyonda yüksek seyrin yılın ilk yarısına kadar etkili olacağını, sonra düşeceğini öngörüyordu. Şubat'taki aşırı yükselişle birlikte enflasyonda düşüş için artık 2010'un son çeyreği ile 2011'in ilk çeyreğine randevu veriyor. Aşırı yükselişin en büyük zararı olumlu enflasyon beklentisinin bozulması oldu. "Önümüzdeki aylarda enflasyonu yükseltecek yeni faktörler devreye girerek yukarı yönlü trendin devam etmesine neden olacaktır" diyor Meksa Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Özgür Yurttaşseven, "artık enflasyonda aşağı yönlü trend sona erdi, uyuyan dev uyandı. Ama bu çok hızlı bir artıştan ziyade büyümeyle paralel kademeli bir artış olacak."

Türkiye'de ekonominin 2009'da yüzde 5-6 arasında bir oranda küçüldüğü tahmin ediliyor. Böyle bir dönemde dahi enflasyonun yüzde 5'in altına gelmemesi de orta vadede umutsuz bir durum. Garanti Bankası Ekonomik Araştırmalar Müdürü Ali İhsan Gelberi, Türkiye'de enflasyonun yüzde 4-5'ler seviyesine çekilebilmesi için yeni bir yapısal reform programı açıklanması gerektiğini söylüyor. "Akaryakıtın üzerindeki vergiden ulaşım masraflarının yüksekliğine, hal kanununun verimsizliğinden tarım üreticilerinin sorunlarına kadar birçok alanda gereken mikro reformları yapmadan enflasyonu 5'li seviyelerde tutamayız."

İşsizlikte rekor kırdık, düşen enflasyonu uyandırdık, büyümedeki kıpırdamayla birlikte cari açık tekrar artış eğiliminde. Şimdi düşünün bakalım bu nasıl oldu?

sayı: 72

Yorumlar
Member Comments

 
 
 

Geçen Temmuz'a kadar Rusya Devlet Başkanı'nın insan hakları danışmanlığını yapan Ella Pamfilova'yla röportaj...

 
 

Hosted Villas'taki köşkümde yüzme havuzu, iki teras, çatıda güneşlenme alanı, gül bahçesi ve ayrıca konsiyerj ve şoför bulunuyor. ...

 
The Peek
 
 

Film, coplarla dövülen, göz yaşartıcı gaza maruz kalan silahsız Filistinli protestocuları gösteriyor.

 
 
 
 

Neden artık tam demokrasi içinde yerini almalı? Ve neden askerler kadar siviller de bu konuda dersine çalışmalı?