Batasuna'nın Diyarbakır'da ne işi vardı?
Geçen hafta sonu Diyarbakır'da Demokratik Toplum Kongresi (DTK) tarafından düzenlenen "Ulus-lararası Müzakere ve Çözüm Deneyimleri Konferansı" yapıldı. Kürt sorununun çözümü bağlamında çeşitli ülkelerin benzeri sorunları ve çözüm deneyimleriyle ilgili ayrı oturumlar düzenlendi. Konferansın İspanya ile ilgili bölümünde, İspanya'dan gelen katılımcıların temsil niteliğindeki dengesizlik, organizasyonun başarısına bir ölçüde gölge düşürdü. Konferansa İspanya adına hiçbir temsilcinin katılmaması özellikle dikkat çekerken, Bask milliyetçilerin de sadece 150-200 bin seçmene (yüzde 8-12) hitap eden "abertzale (yurtsever) solun", başka bir ifadeyle radikal kesimin biri yasa dışı ilân edilmiş iki partisi Batasuna ve Aralar'la temsil edilmesi bir başka yanlışlıktı. Konferansta, bir yıl önceki seçimlere kadar özerk hükümeti elinde bulunduran Bask milliyetçiliğinin kurucusu Milliyetçi Bask Partisi PNV'yi (Partido Nacionalista Vasco) ve halen iktidardaki Patxi Lopez hükümetinin özerk parlamentoda dayandığı salt çoğunluğu oluşturan merkez partilerinin Bask kollarını (PSE, PP ve UPyD) temsil eden kimse yoktu.
Temsildeki dengesizlik sadece İspanya geneli ve Bask ülkesi ile de sınırlı değildi. Nitekim marjinal bir parti olan Galicia Milliyetçi Bloğu BNG'nin (Bloque Nacionalista Gallego) eski parlamenteri Carmelo Nogueiro bu özerk topluluğu temsilen konferansa katılırken, nüfusu ve ekonomik gücüyle İspanya'da ağırlığı bulunan Katalunya'dan hiçbir siyasetçi davetli değildi. Araştırmacı Ana Villellas'ın Katalan olması Katalunya'nın siyasi olarak temsil edildiği anlamına gelmiyordu elbette. Hal böyle olunca, İspanya'nın anayasal sistemini ve terörle mücadele politikasını olduğu kadar, yeri geldikçe PNV'nin ve konferansta temsil edilmeyen partilerin tutumlarını aktarmak ve marjinal partilerin temsilcilerinin, tartışılır görüşlerine itiraz etmek moderatör olarak bendenize düştü.
Ancak konferansı izleyenler İspanya'nın milliyetler sorununu nasıl çözümlemeye çalıştığı ve ne tür politikalar geliştirdiğinden çok, neden Basklar ve diğer milliyetlere kendi kaderini belirleme hakkını tanıması, dolayısıyla çok-uluslu bir devlete dönüşmesi gerektiğini dinlemek zorunda kaldı. İspanya'da serbestçe faaliyet gösteren ve haklarında hiçbir kapatma davası açılmamış olan bağımsızlık yanlısı partilerin görüşlerini dile getirmelerini elbette doğal karşılamak gerekiyor. Bu görüşler, konferansta Prof. Doğu Ergil'in dikkat çektiği gibi son derece marjinal nitelik taşısa ve büyük bir çoğunluk tarafından reddedilse de. Ne var ki İspanya Yüksek Mahkemesi tarafından terör örgütü ETA ile organik bağından ötürü yasa dışı ilân edilen ve bu karara karşı başvurduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce (AİHM) itirazı reddedilmiş bulunan Batasuna'nın davet edilmesini aynı çerçevede değerlendirmek mümkün mü?
Batasuna aslında konferansa katılmakla kalmadı, Diyarbakır'a adeta çıkartma yaptı. Nitekim bir militanı konuşmacı (Miren Legorburu), Brüksel Bürosu temsilcisi (Jonan Lekue) de katılımcı olarak konferansta bulunurken, bir gazetecileri de oturumu izledi. İspanya Yüksek Mahkemesi ve AİHM'nin kararı, konferansı düzenleyenleri bağlamamış olacak ki İspanya'nın, yasa dışı bir siyasi partisinin iki kişiyle temsil edildiği bir konferansa resmi temsilcileriyle katılmayı kabul etmeyebileceği akla hiç gelmemiş. Oysa Bayan Legorburu Diyarbakır'da bunun böyle olduğunu yineleyip durdu: "İspanyollar temsilcilerimizin katıldığı toplantılara gelmezler" diyor ve ekliyordu: "Ama bunu konferansı düzenleyenlerin siyasi tercihi olarak değerlendirmek gerekir." DTK gerçekten Batasuna temsilcilerini bilinçli olarak İspanyol temsilcilere tercih mi etti?
DTK'nin, Batasuna temsilcisinin öne sürdüğü yönde bilinçli bir tercihte bulunup bulunmadığını bilmek mümkün değil. Ancak şurası bir gerçek ki, İspanya deneyiminin ele alındığı bir oturuma İspanyol temsilcilerin katılımı öncelik taşıyordu. Bu nedenle DTK'nin, herkesten önce İspanya tarafına davette bulunması ve İspanya'nın tercihine göre diğer katılımcıları belirlemesi daha uygun olurdu. Asgari nezaket kuralları da aslında bunu gerektiriyordu.
Konunun özüne, Batasuna ile ilişkilere gelince, Barış ve Demokrasi Partisi'ne (BDP) olsun, Kürt sorununun çözümüne olsun, bir yararı yok. Moderatör olarak konferansta vurguladığım gibi, Batasuna, kapatılan Demokratik Toplum Partisi Başkanı Ahmet Türk'ün Kürt sorununun çözümünü sağlayabilecek demokratik bir metin olarak gördüğü İspanya Anayasası'na, terörle aralarına mesafe koyan diğer Bask partileriyle birlikte, karşı çıkıyor ve bağımsız Bask devleti Euskal Herria'nın kurulmasını savunuyor. Bu, aslında BDP'yi bazı bakımlardan benzediği Batasuna'dan ayıran en önemli özelliği oluşturuyor. BDP'yi güçlendirecek ve Kürt sorununun çözümüne katkı sağlayacak temel politika, Batasuna'dan farklı noktalarının geliştirilmesinden ve altının kalın çizgilerle çizilmesinden geçiyor.




















